TÜRKİYE'DEKİ VERGİ SİSTEMİNE HAKİM DEĞİLSENİZ, BİZ SİZE ANLATMAYA HAZIRIZ..

Türkiye vergi mevzuatı dahilinde kurum ve kuruluşların muhasebe organizasyonu yaparken doğru vergi hesabı yapılması ana prensibimizdir. Vergi mevzuatı sürekli değişim göstermekte gelişen ve değişen ekonomik koşullar ülkemizin vergi mevzuatına da yansımaktadır. Sürekli değişim içinde olan vergilendirme sistemi içinde doğru vergi hesabı yapmak için yasaları ve tebliğleri güncel olarak takip etmek bunu da müşavirliğini ve danışmanlığını yaptığımız kurumlara aktarmamız gerekiyor. Oluşan muhasebe organizasyonu sağlıklı yapıldığı taktirde vergi yönetimi kolaylaşacak yasalara uygun beyanlar verilecektir.

Türkiye’de vergi sistemi

Ülkemizde vergi sistemi ikiye ayrılır.  Dolaylı ve dolaysız usulde vergilendirmedir.

Dolaysız vergi hesaplama gerektiren sistemdir. İkiye ayrılır, GELİR vergisi ve KURUMLAR vergisidir. Gelir vergisi kişiseldir, gerçek kişilerden alınır, mevzuatı gerçek kişi gelirleri için düzenlenmiştir.

KURUMLAR vergisi ise tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketlerinden mevzuata göre muhasebe organizasyonu dahilinde ticari defterlere yazılan gelir ve giderler arasında oluşan kârdan alınan bir vergidir.

Türkiye’de Sermaye Şirketleri

 

  • Anonim Şirketler,
  • Limited Şirketler,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler,
  • Fonlar,
  • Kooperatifler,
  • İktisadi kamu kuruluşları,
  • Dernek ve vakıflara ait iktisadi kuruluşlar,

Sermaye şirketleri, ortakların sorumluluğu yatırdıkları sermaye ile sinirlidir. Mevzuatı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunudur.

Sermaye Şirketlerinin Vergilendirilmesi

Anonim ve limited şirketlerin kazancının tamamı kurumlar vergisine tabidir.

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin kurumlar vergisi mükellefiyeti komanditer ortağın hissesine yöneliktir. Vergiye tabi kurum kazancının komanditer ortakların hissesine isabet eden kısmı kurumlar vergisine, komandite ortaklara isabet eden kısmı gelir vergisine tabidir.

Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasında, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile bu fonlara benzer yabancı fonlar da sermaye şirketi sayılmaktadır. Fonların tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Mal varlığı, kurucusunun mal varlığından ayrıdır. Yatırım ortaklıkları ise anonim şirket şeklinde kurulduklarından sermaye şirketi olarak kurumlar vergisi mükellefidirler.

Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir. Hangi türde olursa olsun kooperatifler kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmektedir.

İktisadi kamu kuruluşları, kamu idare ve kuruluşlarına ait veya bağlı olan tüm iktisadi işletmeleri kapsar. Bir iktisadi kamu kuruluşunun varlığından söz edilebilmesi için kuruluşun;

  • Kamu idareleri veya kamu kuruluşlarına ait veya bağlı olması (ait olma, sermaye bakımından; bağlı olma ise idari bakımdan bağlılığı ifade eder),
  • Sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,
  • Ticari, sınai veya zirai alanda devamlı olarak faaliyette bulunması gerekmektedir.

İktisadî kamu kuruluşlarının kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemeyecektir.  Mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi de bunların iktisadî niteliğini değiştirmeyecektir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu’na göre dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere en az yedi gerçek veya tüzel kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre vakıf; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.

Kurumlar Vergisi Kanununun l inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmüne göre, dernek veya vakıflar (tüzel kişiliği itibarıyla) kurumlar vergisinin konusu dışında olup bunlara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.